DerlediklerimizGüncel

NUBAR OZANYAN | Yetim Halk

"Soykırımı yaratan nedenler, gerçekleştiren koşullar ve ırkçı-soykırımcı zihniyet, bugün de devam ediyorsa soykırım sürüyor demektir. Yüzleşme ve hesaplaşma yaşanmadığı için zulüm çoğalarak yaşanıyor. "

Ermeni Soykırımı üzerinden 111 yıl geçti. Geçen bu uzun zaman, kan donduran insanlık felaketini unutturamadı. Yaşanan tüm soykırımlar gibi Ermeni Soykırımı da geçmişte kalan bir “tarih” meselesi değildir. Bugün yaşayan hangi Ermeni’nin yüreğinde bu acı dinmiş, hafızasındaki katliam anıları silinmiştir? Unutturabilir mi zaman? Unutturabilir mi inkar ve imhanın yaratıcıları olan Türk muktedirlerinin yok saymaları ve yalanları? Silebilir mi yetim Ermeni çocuklarının hafızasındaki yaralı anıları?

Bırakalım Ermeni katliamı hakkında bir sözün ve özrün kabul edilmesini, bugüne dek sayısız Kürt-Alevi katliamları hakkında bir tek özür sözü dillendirilmiyorsa, günümüze dek halen azgın bir Türk şovenizmi sürüyorsa, nefret söylemlerinin ve düşmanlığın ilk sırasında halen Ermeniler-Kürtler geliyorsa soykırım bir gerçek olarak herkesin önünde durmaya devam ediyor. Soykırımı yaratan nedenler, gerçekleştiren koşullar ırkçı-soykırımcı zihniyet dün olduğu gibi bugün de ortadan kaldırılmadan devam ediyorsa soykırım sürüyor demektir.

Hangi köhnemiş Türklük ideolojisi ve onu kutsamaya çalışan hangi Türk aydın kibri, Ermeni Soykırımı gerçekliğini gizlemeye, unutturmaya, örtbas etmeye çalışabilir? İstedikleri kadar nedenleri ve uygulayıcılarını dış güçlere, geçmiş yönetimin sırtına yüklemeye çalışsınlar. İstedikleri kadar işledikleri suçu kabul etmeyerek utanmazca Ermeni mağdurlarına yüklemeye çalışsınlar; açlıktan, susuzluktan, sıtmadan can veren Ermeni yetim çocukların çığlıklarını kimseye unutturamazlar.

Tüm çıplak gerçekliğiyle açığa çıkmış hiçbir inkara ve yalana yer bırakmayacak kadar hakikat olan Ermeni Soykırımı’nı gerçekleştiren soykırımcı Türk devletidir. İttihatçı-Kemalist zihniyettir. Ermeni-Kürt-Alevi düşmanlığını temel varoluş felsefesi, TC’nin kuruluş ilkesi ve siyaseti haline getiren azgın Türk milliyetçiliğidir.

Ermeni Soykırımı ile başladı

Bu topraklardaki sayısız katliam ve büyük insanlık felaketi, Ermeni Soykırımı’yla başladı. En büyük vahşet, kutsal gösterilen Türk ulus devleti yaratmak amacı uğruna işlendi. Kıyım ve kırıma uğrayan sadece Ermeniler-Rumlar-Süryaniler olmadı. Katliamlar onlarla sınırlı kalmadı. Kürt-Alevi katliamlarıyla günümüze dek devam etti. Adalet, kapanmaz yaralarıyla delik ayakkabısıyla yerde serili yatıyor. Önceden ayrıntılı bir şekilde düşünülüp tasarlanıp planlanarak ve sistematik bir şekilde milyonlarca insan soykırıma uğratıldı. Kimliğinden, dilinden ve inancından dolayı hedef haline getirildi. En acı olanı bu soykırımla bir kez olsun bile yüzleşilmedi. Bir özür sözü bile dillendirilmedi. Hesabı sorulmadı. Dünden bugüne ne tarih ne de mezarsız kayıp topraklar sustu. Türk muktedirleri bugün de “beka”, “güvenlik” adı altında kendilerince kutsal değerler gerekçesine sığınarak Kürt ve Alevilere yönelik imha ve inkar dolu zulüm politikasını sürdürmeye devam ediyor. Yüzyıldan fazla bir zamandır bu topraklarda katliam ve acı son bulmuyorsa, geçmişten kalan temel yapısal sorunlar çözülmemiş demektir. Yüzleşme, sorgulama ve hesaplaşma yaşanmadığı için, acılar silinmeden zulüm artarak devam ediyor.

Türk aklı ve zulmü

“Küçük Asya”, “Homojen Türkiye” yaratmak, Türk-ulus devleti inşa etmek için “yakma-yıkma-imha ve inkardan” başka bir yol düşünmeyen, akıllarına yalan ve kandırmadan başka bir şey gelmeyen İttihat ve Terraki Cemiyeti ancak kendilerine ait olan bir vahşetle ve utanç verici yıkım aklıyla büyük soykırım felaketini gerçekleştirdi.

Bugün toplanan ele geçen sayısız belge ve birçok veri göstermektedir ki bu soykırımın arka cephesinde destekleyici durumda olan dönemin Alman devleti olsa da pratik uygulayıcı ve yürütücüsü, tarihe “Türk aklı ve zulmü” olarak yazılan İttihat ve Terakki kurmayları ve “Teşkilatı mahsusa” adlı cinayet ve suç şebekesidir. Soykırımcı Türk aklı, 3 bin yıldır yaşadıkları kadim topraklarında tek bir Ermeni’nin bile kalmaması için çalıştı. Yalan, aldatma ve kurnazlıkta oldukça usta, zalimlikleriyle dört düvele nam salmış olan Türk muktedirleri, katliama ve Türkleştirmeye ait her bir ayrıntıyı en iyi şekilde düşünüp planladılar. Bu amaç uğruna insana ait küçük bir vicdana bile yer bırakmadılar. Bu büyük insanlık felaketini ancak Kemalistlerin yol göstericileri ve kurucuları olan İttihat ve Terakki başarabilirdi. Başardılar.

Her şeyi planlamışlardı

İttihat ve Terakki’ye bağlı olan paramiliter ve karanlık bir suç örgütü olan Teşkilat-ı Mahsus’a ilk tutuklanacak Ermeni aydınlarının ve kanaat önderlerinin listelerini yapmıştır. Kafilelerin nasıl oluşturulacağını, yol ve geçiş güzergahların belirlenmesini, mal varlıklarına ve zenginliklerine nasıl el konulacağını planlamıştır. Kimsesiz kalan on binlerce Ermeni kadının, yetim çocukların nasıl Türkleştirileceğine dair ayrıntılı bir plan içinde hareket etmişlerdir.

Ermeniler 3 bin yıllık tarihleri boyunca 2 bin 538 kilise ve manastır, bin 996 okul inşa etti. Bugün kalıntısı bile görkemli olan tarihi anıtları ve kültür ocaklarını kim yıkıp viraneye çevirdi? Toplam Osmanlı nüfusunun her 5 kişiden birini temsil eden Ermeni halkına ne oldu? Sayısız tarihi ve kültürel mirasın yaratıcısı ve sahibi olan bu kadim halk nereye gitti? Çalışkanlık, üretkenlik ve yaratıcılıktan başka bir şey bilmeyen, iyilik yapmaktan başka bir şeyden anlamayan mazlum Ermeni halkını kim yok etti?

Soğuk bir Nisan sabahında çöl rüzgarına savrulan yok olup giden yetim Ermeni halkının acı dolu hatırasına…

(Yeni Özgür Politika – 25 Nisan 2026)

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu