Güncel

AÇIKLAMA | “1 Mayıs İşçi Sınıfının Günü Olmalı!”

"Tertip komitesi de hangi bileşenden oluşursa oluşsun esas olarak bunu sağlamakla mükelleftir. 1 Mayıs’ta Kürsüde İşçi Sınıfının Sesi Olmalı! İzmir’de süregiden işçi direnişleri vardır. İzmir 1 Mayısı onların sesini taşımalıdır"

İzmir’de içinde Partizan’ın da olduğu devrimci- ilerici kurumlar İzmir’de yapılacak 1 Mayıs’a ilişkin bir açıklama yaparak  kürsüden işçi sınıfının sesinin duyrulması çağrısı yaptı.

Açıklamada, “1 Mayıs İşçi Sınıfının Günü Olacaksa; 1 Mayıs’ta Kürsüde Düzenin Temsilcileri Değil Sınıfın  Temsilcileri Olmalı!” diyerek 1 Mayıs’ın tahrihsel yanına vurgu yapılarak, İzmir’de 2025 günü yapılan 1 Mayıs’ın   sınıfsal özünden ve devrimci anlamından kopartılarak, işçi sınıfı, emekçiler, ezilenler ve artan bir yoksulluğa mahkum edilen emekliler açısından onların gündemlerinin işlendiği, düzen siyasetinden bağımsız bir emekçi kürsüsü olmaktan ziyade düzen partilerinin temsilcilerinin sahne aldığı bir müsamereye dönüştürüldüğü dile getirildi. .

“İzmir 1 Mayısı’nı örgütleyen tertip komitesi bu konuda 1 Mayıs öncesinde ve sonrasında yapılan tüm uyarıları ve eleştirileri görmezden gelmiş, 2025 1 Mayısı ardından ise bir değerlendirme toplantısı yapmaktan dahi imtina etmiştir. Tüm bunlar yaşanmamış gibi aynı bileşenlerden oluşan bir tertip komitesi yine aynı usülle, kendinden başka hiçbir bileşeni kapsamaya çalışmaksızın bugün 1 Mayısı yine kendi bildiği gibi örgütlemeye çalışmaktadır.

Bu tutumdan vazgeçilmelidir. 1 Mayıslar tertip komitesi ve bileşenlerini aşan bir toplamın ve çok daha geniş emekçi bir kitlenin gündemidir. 1 Mayıs kimsenin tekelinde değildir. 1 Mayıs tertip komitesi İzmir’de gerçek bir temsil yeteneğine sahip olmak istiyorsa kendi dışındaki kesimleri de kapsamak, onların çağrı ve taleplerine yer vermek zorundadır. 1 Mayıs Sınıf Mücadelesinin, Sınıf Savaşımının Kürsüsü Olmalı!” şeklinde devam eden açıklamada, “İzmir’de göreve geldiği günden bu yana yerel yönetimlerdeki işçilerin ve kamu emekçilerinin toplu sözleşmelerine saldıran, grev ve işçi düşmanı argümanlarla İzmir’deki farklı kesimlerden emekçileri belediye işçilerine karşı alenen kışkırtan, İzmir’deki belediye işçilerine “havuz” adı verilen korkuya dayalı bir güvencesizlik sistemini dayatan, 19 Mart sonrasındaki gerçekleşen eylemlerde yine boy gösterdiği kürsüden söyledikleri ile bu eylemlere katılan geniş kesimlerin haklı tepkisini toplayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay son iki senedir 1 Mayıs’ta da kürsüde boy göstermektedir.

Tertip komitesi düzen muhalefetinin temsilcilerini, belediye emekçileri nezdinde dahi kötü bir şöhrete sahip belediye bürokratlarını “selamlama” kisvesi altında dahi bile olsa sahneye çıkarmaktan vazgeçmelidir. İzmir 1 Mayısı işçi sınıfının kürsüsü olacaksa grev düşmanlığını alışkanlık edinip pişkin bir biçimde savunan, hükümetteki benzerlerini aratmayan belediye başkanları değil, o grevler nedeniyle baskı gören belediye işçileri kürsüde olmalı. Hükümetten mi muhalefetten mi yana olduğu farketmeksizin, kürsüde hakim sınıfın temsilcileri değil; işçi sınıfının bu sömürü düzenine karşı mücadele eden mensupları ve temsilcileri olmalı” denildi.

Açıklama, “Dolayısıyla İzmir 1 Mayısı elindeki imkanları emekçilere karşı suistimal eden İzmir’deki yerel iktidarların tahsis ettiği imkanlarla değil, afişinden alana kurulan platformuna kadar kendisini tertip komitesi olarak belirlemekte mahsur görmeyenlerin kendi öz imkanları ile örgütlenmelidir. İzmir’deki işçilerin en şaşalı sahnelere, en görkemli ses sistemlerine değil, kendi taleplerini haykıracak, hakikati söyleyecek, kendisinden taraf, ezilenlerden yana, düzenden bağımsız bir kürsüye ihtiyacı vardır.

Tertip komitesi de hangi bileşenden oluşursa oluşsun esas olarak bunu sağlamakla mükelleftir. 1 Mayıs’ta Kürsüde İşçi Sınıfının Sesi Olmalı! İzmir’de süregiden işçi direnişleri vardır. İzmir 1 Mayısı onların sesini taşımalıdır.

Sendikal faaliyetlerinden dolayı tutsak sendikacılar vardır. Onların sesi 1 Mayıs alanına taşınmalıdır. 1 Mayıslar tarihsel olarak dünyada göçmen işçilerin sırtında şekillenmiştir. Yok sayılan, görmezden gelinen göçmen işçilerin sesi 1 Mayıs’ta kendi dillerinden duyulmalıdır. Tecrite ve kuyu tiplerine karşı mücadele eden devrimci tutsakların zindanları aşan sesi 1 Mayıs’ta kürsüde olmalıdır. Kadın işçilerin, işsizlerin, yoksulluğa mahkum edilen emeklilerin, genç işçilerin sesi 1 Mayısa taşınmalıdır. 1 Mayıs uluslararası/enternasyonal bir mücadele günüyse milliyetçi dayatmalara teslim olmamalıdır.

Ezen ulusun ezilen ulus üzerindeki hakimiyetinin, bir hakim sınıf diktatörlüğü olan devletin sembolü söylem, simge ve marşların 1 Mayıs alanında yeri yoktur, olmamalıdır. Buna alan açılmamalıdır. 1 Mayıs ulusal bir dargörüşlülüğün değil, dünyadaki tüm işçilerin uluslararası düzlemde birlikte mücadele azminin damgasını vurduğu bir gün olmalıdır. Tam da bu nedenle tüm işçileri hangi ulustan olurlarsa olsunlar eşit bir paydada buluşturan birleştiren kızıl bir muhtevayı içermelidir.

Bizler bu görüşler ışığında 1 Mayısın örgütlenilmesi konusunda sorumluluk almaya hazırız. Başta tertip komitesi bileşenleri olmak üzere herkesi de bu sorumluluğu almaya ve paylaşmaya davet ediyoruz. 1 Mayıs ancak bu sorumluluk ortak bir biçimde sırtlanıldığında adını hak eden bir biçimde işçi sınıfının günü olarak kutlanılacaktır. İzmir 1 Mayısı ancak bu sorumluluk ortak bir biçimde sırtlanıldığı takdirde daha güçlü, daha kitlesel, daha dinamik bir mücadele gününe dönüşecektir.

İşçi Emekçi Birliği-İZMİR(Alınteri, DKDER, Söz ve Eylem, KALDIRAÇ, Komünist KÖZ), Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Kızıl Parti, PARTİZAN, SODAP, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Sosyalist Mücadele İnsiyatifi, Toplumsal Özgürlük Partisi, Umut-Sen.” şeklinde sona erdi.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu