
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Çocuk İşçi cinayetleri raporunu açıkladı.
Raporda, “Her yıl 13-14 çocuk işçi ölümü kayıtlara geçiyor ve bu ölümler duyu(ru)lmuyordu. Ancak 2013 yılından beri İSİG Meclisi olarak kayıt altına aldığımız iş cinayetleri raporlarında da belirttiğimiz üzere her yıl 63-64 çocuk hayatını kaybetti ve bu tablo son iki yılda daha da derinleşti. 2024 yılında 71 çocuk işçi ölürken 2025 yılında ölen çocuk işçi sayısının 94 olması çocuk emeğinin durumunu özetliyor” dedi.
“Türkiye’de üç milyon civarında çocuk çalışıyor”
İSİG raporunda, “Tarım sektöründe; mevsimlik işçi, gezici mevsimlik işçi (tarımda en kötü çalışma biçimi), bulunduğu bölgede çalışan tarla işçisi, çoban, besi çiftliği işçisi, orman işçisi, balıkçı ve çiftçiler olmak üzere çocukların birçok farklı çalışma biçimi bulunuyor. Sadece Şanlıurfa’yı örnek vermemiz bile yeterli: Baronun pandemi süreci ile birlikte yaptığı araştırmanın da gösterdiği üzere şehirden 300 ila 500 bin civarında çocuk Mayıs ayı ile birlikte başka şehirlere aileleri ile birlikte giderek eğitimden kopuyor ve tarlalarda çalışıyor.İnşaat sektöründe; sıvacı, duvarcı, ortacı gibi çırak ve kalfa adıyla çalışan ama iş yükü bakımından yetişkinlerle aynı şekilde çalışan genellikle ailenin diğer üyeleriyle ya da akrabalarıyla gelen çocuklar var. Ordulu, Samsunlu, Çorumlu, Vanlı, Ağrılı ve göçmen çocuklardan oluşan on binlerce çocuk işçi demek bu.
Hizmet sektöründe; son dönemde özellikle moto kurye olan, AVM’lerdeki her dükkânda, yemek satılan her yerde satışta veya mutfakta çalışan, ayrıca sokakta; ayakkabı boyacılığı, seyyar satıcılık, araba camı silme, atık toplama gibi işlerde çalışan; her şehirde her ana caddede çalışan on binlerce çocuk işçi var.
Sanayi sektöründe; merdiven altı işyerlerinde, atölyelerde, eskiden büyük kentlerde iken şimdi Anadolu kentlerinin tamamına yayılan organize sanayi bölgelerinde (OSB), metalde, deride, kimyada, ağaçta çalışan kayıtlı ya da kayıtdışı on binlerce çocuk işçi çalışıyor.
“MESEM ve MTAL uygulamalarında kaç öğrenci / çocuk işçi var?”
Yukarıdaki başlıkta belirttiğimiz üç milyon çocuk işçinin içinde son yıllarda kitleselleşerek artan stajyer/çırak olarak çalışan öğrenciler önemli bir yer tutuyor. Bu çocuklar sanayi-inşaat-hizmet sektörlerinde eğitim sistemine entegrasyon adı altında işçileştiriliyor. MESEM ve MTAL’lardaki öğrenci sayısı çok değişken, bu anlamda her açıklamada verilen sayı farklı ama bu noktada biz Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamalarını baz alıyoruz. Bakanın 1 Aralık 2025’te ‘Türkiye Yüzyılı Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi’nde yaptığı konuşmadaki ifadeleri şöyle:“2024-2025 eğitim öğretim yılı itibarıyla toplam 3 bin 954 meslek okulunda 1 milyon 536 bin 242 öğrencimiz, 408 MESEM’de 420 bin öğrencimiz var.” Yani işçileştirilme sürecinde olan yaklaşık 2 milyon öğrenci demek bu.
“2025-2026 eğitim öğretim yılında 509 bin 85 mesleki eğitim merkezi öğrencisi 224 bin 346 işletmede, 254 bin 60 MTAL öğrencisi ise 111 bin 578 işletmede mesleki eğitimi almaktadır.” Yani yaklaşık iki milyon öğrencinin (MESEM+MTAL) 765 bini işyerlerinde ‘bizzat işçi olarak çalışıyor’.
Özetle anlaşılması gereken husus şu: Türkiye’de sanayi, tarım, inşaat ve hizmet sektörlerinde 3 milyon civarında çocuk farklı biçimlerde çalıştırılıyor. Bunun en çıplak sonucu olan iş cinayetleri de (son 13 yılda 852 çocuk işçi ölümü) gerçekliğin gözler önüne serilmesini sağladı.” dedi.
“Çocuk işçiliği nasıl kitleselleştirildi?”
Raporun devamında, “Bu sürecin temelinde 24 Ocak kararları ve 12 Eylül darbesi ile hayata geçirilen neoliberal politikalar var ama ‘çocuk işçiliğinin kitleselleştirilmesi’ özellikle son 20 yılda uygulanan yoksullaştırma ve eğitim politikaları ile birlikte oldu.
Öncelikle eğitim sistemi üniversiteden başlayarak ilkokula kadar çökertildi. Her ile bir üniversite söylemi ile adını bilmediğimiz üniversiteler, bölümler açıldı, kitlesel mezunlar verildi. Bu süreç ücretlerin düşmesine, işsizliğe ve ataması yapılmayan mesleklerin oluşmasına yol açtı” denildi.
Raporun tamaı için TIKLAYINIZ



