Güncel

Gülistan Doku soruşturması: 17 barodan ortak açıklama

Gülistan Doku soruşturması kapsamında Tuncay Sonel tutuklanmasının ardından 17 baro ortak bir açıklama yaparak, "adaletin gecikmeksizin tesis edilmesidir” dedi.

Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi 2’nci Sınıf öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybettirilmesi soruşturması kapsamında gözaltına alınan 15 kişiden 11’i tutuklandı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in ise dün Erzurum “Emniyet” Müdürlüğü’ndeki ifade işlemi dün tamamlandı. Ardından gece saatlerinde hakkında tutuklama kararı verildi.

Doğu-Güneydoğu Bölge Baroları Kadın Hakları Merkez ve Komisyonları, Dersim’de 5 Ocak 2020’de kaybettirilen daha sonra katledildiği ortaya çıkan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku için Tunceli Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

Açıklamada, “Üstü örtülen cinayetler aydınlatılana dek mücadele edeceğiz” pankartı açıldı.

Ortak açıklamayı Dersim Barosu’ndan avukat Helin Bulut okudu.

Açıklama metninde şu ifadeler yer aldı: 

Açıklamada, “Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde Dersim’de kaybolmuş ve aradan geçen yaklaşık altı yıla rağmen hâlâ akıbeti belirlenememiştir. Bu süre zarfında yürütülen arama faaliyetleri ve soruşturma işlemleri, kamuoyunun beklentilerini karşılayacak bir sonuç üretmemiş; aksine dosya yıllar içinde giderek daha fazla soru işaretiyle birlikte anılır hale gelmiştir.

Bir genç kadının hayatına ne olduğu sorusunun altı yıldır yanıt bulamaması, yalnızca bireysel bir kayıp vakası değil, aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin etkinliği açısından son derece ağır bir tabloyu ortaya koymaktadır.

Geçen bu uzun süre boyunca Gülistan Doku’nun nerede olduğu, başına ne geldiği ve olayın nasıl gerçekleştiğine dair en temel sorular dahi tatmin edici biçimde cevaplandırılamamış; dosya adeta zamana bırakılarak etkisiz hale getirilmiştir. Bu durum, kamu vicdanında derin bir yara oluşturmuş, adalete duyulan güveni ciddi biçimde zedelemiş ve cezasızlık algısını güçlendirmiştir.

Özellikle kadınların kaybolduğu veya şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği dosyalarda benzer örneklerin tekrar etmesi, bu dosyanın yalnızca bireysel bir olay değil, yapısal bir sorunun parçası olduğunu göstermektedir” denildi.

“Yaşam hakkı ihlali”

Barolar açıklamasına, “Kadınların yaşam hakkının korunması, kayıp ve şüpheli ölüm vakalarının etkin, hızlı ve bağımsız şekilde soruşturulması devletin tartışmasız yükümlülüğüdür. Ancak Gülistan Doku dosyasında ortaya çıkan tablo, bu yükümlülüğün yıllar boyunca gereği gibi yerine getirilmediğini ve cezasızlığın giderek yerleşik bir hale geldiğini göstermektedir.

Bir genç kadının altı yıl boyunca akıbetinin belirlenememiş olması, yalnızca bir soruşturma eksikliği değil, aynı zamanda yaşam hakkının korunmasına ilişkin ciddi bir ihlaldir.

Dosyada yaşanan gecikmeler, delillerin zamanında ve yeterli şekilde toplanmaması, soruşturmanın şeffaf yürütülmemesi ve kamuoyuna yeterli bilgilendirme yapılmaması, etkili soruşturma yükümlülüğünün açık bir şekilde ihlali anlamına gelmektedir.

Bununla birlikte arama faaliyetleri sürecinde görev alan bazı kamu görevlilerine ve idari makamlara ilişkin ortaya atılan ciddi iddialar, yalnızca bireysel sorumlulukları değil, aynı zamanda kamu gücünün kullanımı bakımından daha geniş ve çok katmanlı bir sorumluluk alanını da gündeme taşımaktadır.

Delillerin karartıldığı, sürecin yönlendirildiği ve soruşturmanın etkisiz hale getirildiği yönündeki iddialar ise mutlaka tüm yönleriyle, bağımsız ve tarafsız biçimde araştırılmalıdır.

Bununla birlikte, soruşturma dosyasına ve kamuoyuna yansıyan itiraf niteliği taşıdığı ifade edilen beyanlar ile birlikte yeni delil ve anlatımların ortaya çıkması, dosyanın artık geri dönüşü olmayan bir noktaya geldiğini göstermektedir.

Bu aşamada en temel beklenti; yalnızca soruşturmanın genişletilmesi değil, tüm sorumluların makam ve mevki farkı gözetilmeksizin ortaya çıkarılması, suça iştirak eden kişi ve yapılar hakkında derhal işlem yapılması ve adaletin gecikmeksizin tesis edilmesidir” şeklinde devam etti.

“Neden aydınlatılmadı? “

Barolar son olarak, “Bugün gelinen noktada artık yalnızca hukuki değil, aynı zamanda vicdani bir soru sorulması zorunludur: Altı yıldır bir genç kadının akıbeti neden aydınlatılamamıştır ve bu karanlık neden bu kadar uzun süre devam ettirilmiştir? Bu sorunun cevabı, yalnızca dosyanın değil, aynı zamanda adalet sistemine olan güvenin de yeniden inşası açısından belirleyici olacaktır” dedi.

İmzacı barolar şöyle:

Dersim Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu, Van Barosu Kadın Hakları Merkezi, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, Mardin Barosu Kadın Hakları Merkezi, Urfa Barosu Kadın Hakları Merkezi, Batman Barosu Kadın Hakları Merkezi, Elazığ Barosu Kadın Hakları Komisyonu, Ağrı Barosu Kadın Hakları Komisyonu, Şırnak Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Merkezi, Muş Barosu Kadın Hakları Merkezi, Iğdır Barosu Kadın Hakları Komisyonu, Hakkari Barosu Kadın Hakları Merkezi, Antep Barosu Kadın Hakları Merkezi, Adıyaman Barosu Kadın Hakları Merkezi, Bitlis Barosu Kadın Hakları Merkezi, Erzincan Barosu Kadın Hakları Komisyonu ve Siirt Barosu Kadın Hakları Merkezi.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu