GüncelKadınMakaleler

KADINLARIN BİRLİĞİ | Altı Yılın Ardından, Gülistan Doku…

"Erkek egemen devlet, ihtiyaç duyduğunda görmediği, duymadığı, susturmaya çalıştığı bir sesi duymaya başlayabilir, kendi çıkarları doğrultusunda bu sese biçim vermek için elbette."

Son günlerde basının en fazla haber güncellemesi yaptığı gündem, Gülistan Doku davası. Yaklaşık altı yıldır kayıp olan ve akıbeti ile ilgili elle tutulur hiçbir bilginin açığa çıkmadığı bir genç kadına neler olduğunun ayrıntıları bir bir açığa çıkıyor. Toplumun, kamuoyunun, kadınların açığa çıkan bu gerçeklerle ve nasıl açığa çıkarıldığı ile kurduğu ilişki önemli. Gülistan, altı yıl önce kaybolduğunda sözde araştırmalar, soruşturmalar yapıldı, bugün tutuklananların önemli bir kısmı o günde güya sorgulandı. Gülistan’ı bulmak için devletin çeşitli imkanları seferber edilerek ekipler kuruldu, aramalar yapıldı. En son görüldüğü yer olduğu söylenen barajda haftalarca ve defalarca aramalar yapıldı. Ancak tüm bunlara rağmen Gülistan’a ait bir iz bulunmadı. Bugün gelinen nokta itibari ile o gün bir iz bulmak istenmedi. Aksine bulunduğu gösterilen Gülistan’a ait görüntüler bilinçli olarak seçildi, başka onlarca görüntü, kayıt, belge ve izlerin arasından ayıklanarak kamuoyuna servis edildi. Gülistan’a ne olduğunun üstü intihar perdesi ile bilinçli olarak örtülmek istendi. Devletin “araştırıyoruz, Gülistan’ı arıyoruz” adı altında yaptığı her şey; kamuoyunu, Gülistan’ın ailesini, kadınları intihar ettiğine ikna etmeye dönük örgütlü suçundan başka bir şey değildi.

Devlet çeşitli kurumları ve sözcüleri ile bu konuyla sürekli ilgiliymiş gibi bir algı yaratmaya çalıştı. “Çok çabaladık, her şey intihar ettiğini gösteriyor” fikrine alışılması, kabullenilmesi sağlanmaya çalışıldı.

Aradan altı yıl geçtikten sonra bir anda onlarca bilgi ve belge, itirafçılar, tanıklar vb. açığa çıkarıldı ve onu aşkın kişi tutuklandı. Tutuklananların tamamı bizzat devletin temsilcileri ve bu temsilcilerin çocuğu, ailesi vb. Şimdi devletin temsilcilerinin etrafında şekillenen örgütlü bir suçu ve bu suçun üniversite öğrencisi bir genç kadının hayatına nasıl kastettiğini ve bunun üstünün intihar perdesi ile örtülmesi için nasıl seferber olunduğunu izliyoruz, öğreniyoruz. Ancak bu bilmediğimiz, tahmin etmediğimiz, öngörmediğimiz bir gerçek değil. Gülistan’ın akıbetinin sorulması adına yapılan tüm çalışmalar, kampanyalar, eylemler vb. erkek egemen devletin yapabileceklerine dair bildiklerimizden beslendi.

Şimdi karşımızda “ucu kime dokunursa dokunsun, titizlikle soruşturmayı yürüten başsavcılarımızın yanındayız” diyen bir adalet bakanı var. Hatta Rabia Naz ve Rojin Kabaiş dosyaları içinde vaatte bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek gerçekliği var. Toplumda kırılma yaratacak pek çok kararın, davanın imzacısı olan Gürlek’in imajına bir güncelleme yapılmak istendiği açık. Gülistan davası ile ilgili yargı sürecinin bir anda hızlanmasının temel nedenlerinden biri de bu gerçeklik. Diğer bir gerçeklik ise bu dosya ile AKP ve MHP arasındaki kimi güç dengelerinin sonucu olduğudur. İktidar klikleri arasındaki bir takım güç odakları birbirlerine operasyon düzenlemekte, MHP’nin kendi birçok il-ilçe teşkilatını fest etmekte, bu odaklar kendi güçlerini bu şeilde test etmektedir. Bu nedenle valisinden polisine, baş hekimine, üniversitedeki kameralardan sorumlu görevlilere ve bunların ailelerine varana kadar organize olmuş suç şebekesinin karşısına olayı aydınlatma kaygısı taşıyan kadın bir başsavcının bireysel inisiyatifinin çıkmış olması ve bunun da adalet bakanı Akın Gürlekçe destekleniyor olmasına kamuoyu inandırılmaya çalışılıyor. Sanki suçun kendisi, suçun üstünün örtülmesi bireyselmişçesine. Bu yanıyla ideolojik bir durumu ifade ediyor, bunu görmeliyiz. Erkek egemen devlet, ihtiyaç duyduğunda görmediği, duymadığı, susturmaya çalıştığı bir sesi duymaya başlayabilir, kendi çıkarları doğrultusunda bu sese biçim vermek için elbette.

Altı yıl boyunca tüm çabalara rağmen üstü örtülemeyen bir davadan, genç bir kadının kaybedilmesinden bahsediyoruz. Kadın örgütlerinin, Gülistan’ın ailesinin yaptığı kampanyaların, çalışmaların rolü önemli. Devlet dosyaya dair attığı adımlarla bir yanı ile bu rolü de değerinden düşürmeye çalışıyor. Biz istersek, biz izin verirsek, biz müdahale edersek bu ve benzeri dosyalardaki failler açığa çıkabilir mesajı vermeye çalışıyor. Dosyada bir anda açığa çıkan bunca gelişme, bir savcının müdahalesi ile izlenen görüntüler, çıkarılan kapsamlı gözaltı kararları vb. bunu gösteriyor. Gelinen aşamada Gülistan’a ne olduğunun açığa çıkması, faillerin açığa çıkarılması, yargılanması ve cezalandırılmasını da içerebilecek bir sürecin açığa çıkması olumlu elbette. Bu olumluluk altı yıldır bir genç kadının şüpheli biçimde kaybolmasını ısrarla soran kadın mücadelesine ait. Şimdi faillerin yargılanması ve cezalandırılması sürecinin de ısrarcı takipçisi olmalıyız.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu